28 Mart 2016 Pazartesi

Tacettin Toparlı İle Cam Altı Şahmaran Yapımı Üzerine Söyleşi

Çanakkale Masalcılar Buluşması 2. kez masalın büyülü dünyasına ayak basmak isteyen misafirleri için hazırlanıyor. 11-15 Mayıs 2016 tarihlerinde düzenlenecek 2. Çanakkale Masalcılar Buluşması'na Kuşlar Meclisi masalını anlatacak camaltı Şahmeran ustası, masalcı Tacettin Toparlı ile Tuğba Gürbüz söyleşi yaptı.



Şahmaran Seni Çağırıyor*

Mezopotamya coğrafyasının ortak motifi yılanların şahı, yarısı insan yarısı yılan Şahmaran'ı yakından tanımak ister misiniz? "Soğuk yılan" imgesi yüzünden bilinçaltınıza yerleşen korku, tedirginlik gibi duyguları  bir kenara atın. Okumaya, dinlemeye devam edin. Hikâyedeki asil, ihanete uğrayıp ölüme giderken bile sevdiğini affeden kahramanın Şahmaran, ihanet eden, hain olanın ise insan olduğunu göreceksiniz.
İnsan nankördür, ufacık menfaatler için ihanet edebilir!
Şahmaran, bu potansiyelin hepimizin içinde var olduğunu biliyor. Onun suretine baktıkça içimizdeki karanlıkla yüzleşiyor, sevginin gücünü, bağışlayabilmenin bilgeliğini ve erdemini hatırlıyoruz.
Onun çağrısını henüz çocuk yaşlarda alan, Mardin çarşısında Ebu Burak olarak bilinen cam altı Şahmaran ustası Tacettin Toparlı ile Şahmaran'ı, Mardin çarşısını, unutulmaya yüz tutan el sanatlarını konuştuk.


Şahmaran'la tanışma hikâyenizi öğrenebilir miyim?
Şahmaran'la tanışmam küçük yaşlarda oldu. En büyük şansım onunla en saf yaşlarımda karşılaşmamdır. Bir gün geldiğimde dükkânda asılı duruyordu. Daha önce de görmüştüm Şahmaran'ı ama o an iletişime geçtik. Bu buluşma geç mi erken mi diye hiç sorgulamadan konuştuk. Belki bilgi suyundan ikram etti ve o sudan içtim. Kim bilir...
 
Ustalığa giden yolda size ilham veren, iyi tavsiyelerde bulunan öğretmenleriniz kimler oldu?
Çarşıda büyüyünce doğal olarak bilgiyi sizden daha tecrübeli insanlardan, yaşanmışlıklardan alıyor, hep onlarla yaşıyorsunuz. Genel olarak tavsiye üzerinden ilerliyor ama daima size daha yakın birisi oluyor çünkü bir ustanın hayallerini, gerçekleştirmek istediklerini devam ettirebilmesi için hayatını, bilgisini, birikimini bir diğerine teslim etmesi, aktarması gerekir. Bu bir döngüdür.
 
El sanatlarıyla uğraşan ustaların yüzlerce yıldan beri süregelen geleneksel çizimleri taklit edip uyguladıkları, kişisel yorum katmadıkları söylenir. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Tüm cam altı Şahmaranları aynı şekilde mi çiziliyor? Yoksa her usta az da olsa kendi yorumunu katıyor mu?
Bir şeyi yapmak önemli değildir. Uzun süre aynı şeyle uğraşırsanız onun yapımı size daha kolay gelir. Bir öğretinin devam etmesi için bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde yaparsanız gelenek ortaya çıkar. Tüm insanlar birbirine benzer ama hiçbir insan birbirinin aynı değildir. Cam altı ustasının, cam altı çalışanının bir duygusu vardır. Bu yaptığı şeye yansır çünkü katmandan geçer. Her bir el sahibi katmandan geçer. Cam altı çalışanları için estetik, büyük bir amaç değildir. Esas olan öğretisi ve vermek istediği toplumsal mesajdır. Herkes neyi biliyorsa o duyguda çizer.
 
Cam altı resimleriniz hakkında teknik bilgi verebilir misiniz? Ne tip boya kullanıyorsunuz? Bir cam altı resmini ne kadar sürede tamamlıyorsunuz?
Camla çalışmak tamamen serbestliktir. Beğendiğiniz bir formu cama çiziyorsunuz ve formun iskeleti çıkıyor. Her fırça darbesiyle resimden uzaklaşıyorsunuz ama aynı anda bir başka görme yetisi kazanıyorsunuz. Yaptığınız şeyi görmüyorsunuz. O yüzden büyülü bir resimdir, cama yapılan.
Eskiden tamamen yağlı boya, seramik boyası kullanıyorduk ancak yağlı boya geç kuruyordu. Artan taleple birlikte son zamanlarda daha hızlı kuruduğu için akrilik ve cam boyası kullanmaya başladık.
Bir Şahmaran bir günde yerini almaya hazır hâle geliyor.
 
Kaybolmaya yüz tutan bakırcılık, kalaycılık, taş işçiliği, cam altı resim gibi el sanatları usta-çırak ilişkisi ile devam eden meslekler. Son yıllarda tüm  bu el sanatlarına özellikle Şahmaran cam altı resimlerine yurt içi ve dışında ilginin arttığını, yurt dışında festivallere davet edildiğinizi, Mardin Müzesi bünyesinde çocuklarla Şahmaran atölyesi yaptığınızı biliyorum. Kültürel mirası korumaya yönelik bu çalışmaların hepsi önemli ve de kıymetli ancak sizce yeterli mi? Mardin çarşısında son durum nedir? Yeni ustalar yetişiyor mu?
Tanıtım ve temsil turlarına katılıyoruz. Şahmaran, bizim yaşamımızın bir parçası. Yaşamak ve yaşatmak adına, var olan geleneğin kaybolmaması adına söylemlerde bulunuyoruz. Dünyanın neresine giderseniz gidin durum aynı. Gelenek unutuluyor. Hayata aktarılamıyor. Hatırlatmak için elimizden geleni yapıyoruz ancak bu bilgiyi, birikimi, geleneği teslim alacak kişilerin çok azaldığı, hatta neredeyse yok olduğu bir durumla karşı karşıyayız.

Çocukluğunuzdan itibaren Mardin Çarşısındasınız. Geçmişten bugüne pek çok değişikliğe tanık oldunuz. Bunlardan biri de şimdi kaybolmaya yüz tutan, neredeyse unutulan çarşıdaki ustaların kendi aralarında konuştuğu bir dil olan Kalaycılar dili. Bize biraz bu dilden bahseder misiniz? Bu dil, nasıl ve hangi ihtiyaçla doğmuş? Kayıt altına almak ve unutulmaması için özel bir çalışma yapılıyor mu?
Yapılan ticarette iyi ve kötü olayların başkaları tarafından anlaşılmaması için kendi aramızda kullandığımız bir dildi. Çarşıda ailemizle geçirdiğimiz zamandan daha fazlasını geçiriyorduk. Ustalarımızdan öğrendik. Onların kullandığı kelimeleri bir ara kullandık. Sonra yok oldu. Şu anda kimse kullanmıyor. Kullanabilecek kimse kalmadı.

Son olarak bundan sonraki çalışmalarınızla ilgili kısaca bilgi alabilir miyim? Ufukta yeni bir sergi ya da proje haberi var mı? Teşekkür ederim.
Ellerimin büyüsünün yanı sıra dilimin büyüsünü de kullanmak istedim. Artık çizimle beraber masal da anlatıyorum çünkü kimse masal anlatmamaya başladı.

*Bu söyleşi 6 Nisan 2015 tarihinde Kurmacabiyografiler'de yayımlandı.




25 Mart 2016 Cuma

Masalcılar Cevaplıyor (3)

Çanakkale Masalcılar Buluşması 2. kez masalın büyülü dünyasına ayak basmak isteyen misafirler için hazırlanıyor. 11-15 Mayıs 2016 tarihleri arasında düzenlenecek 2. Çanakkale Masalcılar Buluşması'na Likya Dede isimli dans gösterisi ile konuk olacak müzisyen Tolga Zafer Özdemir'e Tuğba Gürbüz sordu.
 
 
 
Masal, ne değildir?
Benim için sadece "an" masal değildir. Geçmişe bakacak olursak neyin gerçek neyin masal olduğu belirsizleşir bizden uzaklaştıkça, geleceği söylemeye bile gerek yok zaten.
 
En sevdiğiniz masal başı ya da masal sonu tekerlemesi nedir?
Bir varmış, bir yokmuş. Zaman zaman içinde, kalbur saman içinde. Develer tellal iken, pireler berber iken...
 
Bir masal kahramanı olabilseydiniz, kimi tercih ederdiniz?
Sanırım Şahmaran'daki  Tahmasp olmak isterdim, herkese deva dağıtabilmek için.
 
Masal dünyasının en yanlış anlaşılmış kahramanı sizce kimdir?
Bu soruya verecek cevabım yok, nasıl anlaşılmış olduğu zamana ve insanların o andaki hayata karşı duruşuna göre değişir çünkü.
 
2. Çanakkale Masalcılar Buluşması'nın teması Hayat Ağacının Sesleri. Buluşmada hayat ağacının dallarına siz ne asacaksınız?
Yedi Cüceler

21 Mart 2016 Pazartesi

Masalcılar Cevaplıyor (2)

Çanakkale Masalcılar Buluşması 2. kez masalın büyülü dünyasına ayak basmak isteyen misafirleri için hazırlanıyor. 11-15 Mayıs 2016 tarihleri arasında düzenlenecek 2. Çanakkale Masalcılar Buluşması'nda önceden kayıt olacak konuklarla kukla atölyesi yapacak olan Asuman Sübay'a Tuğba Gürbüz sordu.

 
 Masal, ne değildir?
Masal ne değildir sorunuza ne yazık ki gündemimizdeki olaylar aklıma geliyor mesela kendini patlatan insanlar masal değildir.
En sevdiğiniz masal başı ya da masal sonu tekerlemesi nedir?
Çok sevdiğim, annemin arkadaşı olan Ülviye teyzenin söylediği, "Yandı bitti kül oldu" tekerlemesi
Bir masal kahramanı olabilseydiniz, kimi tercih ederdiniz?
Masal kahramanı değil ama Pinokyonun babası Gepetto Usta olmayı tercih ederdim.
Masal dünyasının en yanlış anlaşılmış kahramanı sizce kimdir?
Fareli Köyün Kavalcısı
2. Çanakkale Masalcılar Buluşması’nın teması Hayat Ağacının Sesleri. Buluşmada hayat ağacının dallarına siz ne asacaksınız?
Hayat Ağacının dallarına kukla asacağım.

 

Bir Garip Ademoğlu

Çanakkale Masalcılar Buluşması 2. kez masalın büyülü dünyasına ayak basmak isteyen misafirleri için hazırlanıyor. 11-15 Mayıs 2016 tarihleri arasındaki 2. Çanakkale Masalcılar Buluşması'na Likya Dede adlı gösteri ile konuk olacak müzisyen Tolga Zafer Özdemir ile Güneşin Aydemir söyleşi yaptı.
 
 

Tolga Zafer Özdemir kimdir?
Hâlâ bu kadar hücrenin nasıl bir araya gelip durduğuna şaşan bir garip Ademoğludur.

Müzik sizin için ne ifade ediyor?
Uzay zaman içinde titreşimlerin bir zeka tarafından düzenlenmesi durumudur. Bu anlamda benim için sadece sesler değil, aynı zamanda evrenin konuşma şeklidir. Eğer dikkatli dinlenirse düşünülenden daha fazla yerde karşımıza çıkar.
 
Masallar sizin için ne ifade ediyor?
Zıt durumların mücadelesini didaktik ve geniş bir hayal gücü ile anlatan masallar bir toplumun kültürünü oluşturur. Bu anlamda eğitimin ilk ve temel parçası olarak görüyorum. 
 
Likya Dede nasıl ortaya çıktı? Kapsamı, iletmek istediği söz nedir?
Likya Dede, çocuklar için yazdığım bir modern dans gösterisi. İçerisinde batı ve doğunun birleşimi bir enstrüman topluluğu var. Anadolu'ya ait hikâyeler üzerinden Likya Dede adlı hayali bir kahramanın  küçük kıza öğüt vermesi üzerine kuruludur. Aynı masal gibi Anadolu'nun tarihine ve önemine ait yani toplumsal bilinç yaratma isteği ile yazılmıştır.

14 Mart 2016 Pazartesi

Masalcılar Cevaplıyor (1)

Çanakkale Masalcılar Buluşması 2. kez masalın büyülü dünyasına ayak basmak isteyen misafirleri için hazırlanıyor. 11-15 Mayıs 2016 tarihleri arasında düzenlenecek 2. Çanakkale Masalcılar Buluşması'nda Kuşlar Meclisi masalını anlatacak camlatı Şahmeran ustası, masalcı Tacettin Toparlı'ya Tuğba Gürbüz sordu.
 
 
 
Masal, ne değildir?
Masal, boş laf değildir. Her masalda herkese bir hisse vardır eğer yoksa o, masal değildir.
 
En sevdiğiniz masal başı ya da sonu tekerlemesi nedir?
Ben diyeyim beş bin yıl önce, siz deyin şimdi.
 
Bir masal kahramanı olabilseydiniz, kimi tercih ederdiniz?
Şahmeran ile karşılaşan Belkıya olmak isterdim. Uçsuz bucaksız âlemlerde bir eşikten başka bir beşiğe gitmek isterdim.
 
Masal dünyasının en yanlış anlaşılmış kahramanı sizce kimdir?
Güzel soru.
 
2. Çanakkale Masalcılar Buluşması'nın teması Hayat Ağacının Sesleri. Buluşmada hayat ağacının dallarına siz ne asacaksınız?
Kondurabilirsek huthutu, tavus kuşunu, şahini, bülbülü, baykuşu, ördeği, papağanı hayat ağacımıza ulaştırabilirsek Simurg'u.  Kuşlar geceyi geçirmek için bir yer ararlar ve hayat ağacının dallarına konarlar. Burada yer gök kuşlarla dolar.
 

11 Mart 2016 Cuma

Tez Uçan, Ağır Yürüyen Sumru Kuşu

Çanakkale Masalcılar Buluşması 2. kez masalın büyülü dünyasına ayak basmak isteyen misafirleri için hazırlanıyor. 11-15 Mayıs 2016 tarihleri arasında düzenlenecek 2. Çanakkale Masalcılar Buluşması'nın cıngıllarını Orçun Baştürk ile birlikte hazırlayan müzisyen Sumru Ağıryürüyen'e, Güneşin Aydemir sordu. Sumru Ağıryürüyen kimdir? Masal dinler mi? Anlatır mı? Sumru için masal nedir? Masallar neden önemlidir?
Sumru Ağıryürüyen'in bir masalı andıran cevabı için buyurunuz.


Tez Uçan Ağır Yürüyen Sumru Kuşunun Masalı
Sumru diye bir garip kuş varmış; aslında bir varmış, bir yokmuş. Tez uçar, ağır yürürmüş bu Sumru. Arada bir başka başka seslerle öter; çokça da durup başka ötüşleri, sesleri, nefesleri dinlermiş.

Masal buldu mu, hiç kaçırmaz dinlermiş. Çocukluğunda dedesinden, en çok da radyodan, “Uykudan Önce” derler mırıl mırıl sesli bir programdan dinlemişmiş masalları. Hem var hem yok ve hem kuş hem de kitap kurdu olduğundan masalları okumayı da çok severmiş.

Sonra büyümüş, büyümüş,  büyümüş ve yavru kuşlarına, minik kitap kurtlarına anlatmaya başlamış masallarını. Ama bu masallar can havliyle çıkmış masallar olduğu için, dinleyenleri fena halde güldürürmüş, hatta gülmekten uykular kaçırırmış. Düşünsenize “kirli bir çorap varmış” diye başlayan bir masalın sonunu… Günlerden bir gün Sumru içindeki sesleri arkadaşlarıyla birlikte konserlerde paylaşırken, bir bakmış ki o sesler arasından tuhaf bir masal dile gelmiş. Ve o masalı başka masallar izlemeye başlamış. Böylece arada bir hem küçüklere hem de büyüklere masal anlatır olmuş. Ama yalnızca masallar dillendirilmek istediklerinde.

Sumru için masal iyi bir şeymiş. Hem de mühimmiş. Hayattaki en mühim şeylerden biriymiş hatta. Çünkü insanların umudunu, yanan bir mum misali canlı tutarlarmış. İnsanlığın çeyiz sandığıymış âdeta.

 

7 Mart 2016 Pazartesi

Asuman Sübay ile Kukla Yapımı Üzerine Söyleşi

Çanakkale Masalcılar Buluşması 2. kez masalın büyülü dünyasına ayak basmak isteyen misafirleri için hazırlanıyor. 11-15 Mayıs 2016 tarihleri arasında düzenlenecek 2. Çanakkale Masalcılar Buluşması'nda önceden kayıt olacak konuklarla kukla atölyesi yapacak olan Asuman Sübay ile Emine Sürücü söyleşi yaptı.



Bize kendinizden biraz bahseder misiniz? 

1960 İstanbul doğumluyum, on sene kadar Prof. Nuri Temizsoylu'ndan resim dersleri aldım.

Kukla yapmaya nasıl başladınız? Ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Sahne Dekor ve Kostüm Fakültesinde de Kukla Bölümünden mezun oldum.  Kukla hocam Saim Bugay’ın kukla atölyelerinin açılıp çoğalması hakkında hayalleri vardı ve ben 2004 senesinde kukla atölyemi açtığımda çok memnun olmuştu. Ben de atölyelerin çoğalması ve iyi bir örnek olabilmek için direnenlerdenim. Bu arada atölyemde kukla yapmayı öğrenmek isteyenlere de ders veriyorum.
 
 

 

İlgi duyduğu halde ben düz bir çizgi bile çizemem diye düşünen ve resim ve plastik sanatlardan uzak duran insanlar var. Kukla yapımı zor mudur? Her isteyen kukla yapabilir mi?

Kukla yapmak için öncelikle her işte olduğu gibi sadece "istemek" gerekir, gerisi ise eğlenceli bir dünyaya açılır.  Ayrıca kuklanın bir ayrıcalığı da vardır ki istemeyenler dahi yapabilir. :))

 

Atölye çalışmalarınız nasıl gidiyor?

Çalışmalarım daha çok sipariş üzerine; bunlar tiyatro oyunlarına, kukla oynatıcılarına ve hediye olarak birebir kişisel kuklalar isteyenler  için oluyor genellikle.

www.susanat.com isimli bir web sitem var, arzu ederseniz çalışmalarımı orada görebilirsiniz.

11-15 Mayıs tarihleri arasında düzenlenecek 2. Çanakkale Masalcılar Buluşması’nda kukla atölyesi yapacaksınız. Atölyede katılımcıları ne gibi sürprizler bekliyor?

Katılımcılarla birlikte tatlı bir el kuklası yapacağız, bunu yaparken ıslak keçe ve kuru keçe tekniklerini de öğreneceğiz.

Ben olsam bu atölye çalışmasını kaçırmak istemezdim, ne de olsa bir taşla üç kuş vurmak buna denir.
Masalcılar Buluşması’na sunacağınız katkı için şimdiden teşekkür ediyor, sabırsızlıkla sizi bekliyoruz. J

 

 

 

 

 

4 Mart 2016 Cuma

İçimizdeki Anlatıcı


Ot Dedi Ki*

Ot bir güz yaprağına dedi ki, “Düşerken çok ses çıkarıyorsun! Kış düşlerimin hepsi uçup gidiyor.”

Yaprak kırgınlıkla, “Soysuz ve barksız yaratık! Şarkısız, huysuz şey! Sen yükseklere ulaşamazsın ve şarkı da söyleyemezsin,” diye cevap verdi.

Sonra güz yaprağı toprağa uzandı ve uykuya daldı. Bahar geldiği zaman tekrar uyandığında bir ottu.

Sonbahar gelip de ve kış uykusu bastırdığında ve üstüne havadan yapraklar düşmeye başladığında ot kendi kendine şöyle mırıldandı: “Ah bu güz yaprakları! Ne kadar da çok gürültü yapıyorlar! Bütün kış düşlerim uçup gidiyor.”

Bu yıl kış uzun sürdü. Hayallerimiz uçtu gitti. Düşlerimize kâbuslar karıştı. Huzursuz, tekinsiz uykuların koynundaydık nicedir, kaplumbağa misali kabuklarımızın içinde. Bu yıl kış uzun sürdü. Hiç bitmeyecek sandık, yeniden gülemeyecek, nefes alamayacak, devam edemeyecek… 

Kış bitti. Bahar kapıda. Ağaçlar tomurcuklanıyor. Aceleci papatyalar yeşil çimenlerin arasından başını uzatıyor, meraklı. Gelinciklerin eli kulağında…

Doğanın döngüsü bize cesaret veriyor, yeniden başlama gücü… Evimizden daha istekli, coşkulu çıkıyoruz, bir çemberin etrafında yan yana, eski masalları dillendiriyoruz. Cılız bir ses geliyor inceden, nerden, kimden geldiğini bilemediğimiz. Oralarda bir yerde, seziyoruz. Bir masal daha dinliyoruz, bir tane daha. Aklımız hep o cılız seste. Arıyoruz. Susuyoruz. Duruyoruz bir an. İçimizdeki anlatıcıya söz veriyoruz.



Yazarak, çizerek, ilmek ilmek işleyerek, doğadan topladığımız çiçek ve kozalakları ruh hâlimize göre dizerek, dans ederek, şarkı söyleyerek, dönerek, dönüşerek, farklılıklarımızı yitirmeden, yan yana, rengârenk, bir bütünün içinde "ben olmaya" devam ederek  hayat ağacının dallarına hikâyelerimizi iliştirmeye niyet ediyoruz.

 *Halil Cibran Deli'den alıntılanmıştır.


Tuğba Gürbüz